Lugatlarımıza yeni bir kelime girdi; pandemi. Pandemiyle birlikte hayatımız da eskisinden farklı seyrediyor. Maskeler, sosyal mesafeler normalleşirken yetikşinlerin dünyasına evden çalışmak, çocukların dünyasına uzaktan eğitim gibi yenilikler dahil oldu. Buna ek olarak pandemi döneminde bebek olmak zorlaştı.

Kendileri henüz farkında olmasa da bebeklerin dünyası da bu değişimlerden nasibini aldı. İster istemez evde geçirilen vakitler dışarıda geçirilen vakitlerden daha fazla. Açık havada olmanın faydalarını, evin dışındaki nesneleri gözlemlemenin gelişimlerine katkı sağladığını biliyoruz. Ne kadar farklılık, o kadar uyaran, ne kadar uyaran o kadar zihinsel gelişim demek.

Bebek, doğduğu andan itibaren çevresinde çok farklı sesler ve görüntülerle karşılaşır. İşte tüm bu görüntüler ve sesler birer uyarandır ve bebeğin beyni uyaranların varlığında şekillenmeye başlar. Her birimiz beynimizde milyarlarca sinir hücresiyle doğarız. Ancak bunlardan uyarı alıp birbiriyle iletişim kuranları varlığını sürdürmeye devam eder. Aktif olmayan birbiriyle bağlantı kurmayan sinirler, aktif olanların işini kolaylaştırmak adına beyin tarafından köreltilir. Beynimiz böyle programlanmıştır. Bizim için sıradan hayat rutinleri bile bebekler için yeni şeylerdir ve her bir saniye beyinleri verileri işlemeye, gelişmeye devam eder. Pandemi döneminde bebek olmak kolay olmadığı gözükmekte.

Beynimizin tecrübelerimizle ilgili verileri kaydettiği kortikal merkezde gördüğümüz, duyduğumuz, hissettiğimiz nesneler yer kaparlar. Erken yer eden veriler diğerlerine nazaran avantajlıdır. Özellikle iletişim becerileri için ilk dönem çok önemlidir. Bebeklerin, iletişim becerilerini öğrenmek için gerçek bir iletişime ihtiyaçları vardır. Eğitici olduğu iddia edilen uygulamalarda bile ekranın arkasındaki görüntüler bu temel iletişim becerisine katkı sağlamaz. Bilişsel gelişimde hiçbir şey görerek, duyarak, dokunarak edinilen tecrübenin ve yüzyüze kurulan iletişimin yerini tutamaz.

Pandemi Döneminde Bebek Olmak

Pandemi döneminde bebek olmak diğer bebeklere nazaran evin dışındaki dünyadan biraz daha az nasiplenmeye sebep olabilir. Aslında doğaya gitmek, doğayla temas etmek her zaman serbest. Fakat bu, şehirdekiler için her zaman mümkün değil. Bir de evde geçirilen fazla zamanın ekranla doldurulma tehlikesi var.

Peki şartlar böyle diye karamsarlığa kapılmalı mı. Elbette ki hayır. Her götürünün bir getirisi mutlaka vardır. Dışarıdaki uyaranlardan uzak kalsalar da farklı uyaranlar sunulabilir. Bunun için kitaplar, geliştirici oyunlar, zeka kartları gibi bir çok alternatifler mevcut.

İlk bebeklik döneminde kullanışlılık açısından kitaplardan ziyade kartlar tercih ediliyor. Bu kartlar da onların görme seviyesine göre oluşturulmuş net görseller görsel uyaran, yetişkin tarafından kelimelerle desteklenmesi işitsel uyaran olurken bebekle kaliteli bir iletişim de gerçekleştirilmiş oluyor. Bu sebeple de kartlar kelime dağarcığının ilk tohumlarının atılmasında oldukça etkili. Sadece görsellerle ilgilenmesi bile bebeğin kelime dağarcığının temellerinin atılmasına fayda sağlayacaktır. Zira beynimiz için “ağaç” kelimesini okumak ile bir ağaç görmek arasında bir fark yoktur.

Pandemi döneminde bebek olmak konusunda bebeklerin dünyasında bir farkı olmayabilir. Ancak evebeynlerin dünyasına ufak bir fark katıyor. Bebeklerin zihinsel gelişimine nelerin faydalı olduğu nelerin zararlı olduğu belli şeyler. Bunlar değişmedi. Değişen tek şey evde geçirilen zaman. Bu fazla zaman ekranla doldurulmak gibi bir risk doğuruyor. Eğer seçenekler çok olursa ekran en son başvurulacak bir seçenek halini alır. (Hatta başvurulmaması en güzeli) Ebeveyn kendi hayat şartlarına göre pratik ve faydalı seçenekler bulabilir. Böylece hem bebeğinin zihinsel gelişimi hem kendi iç huzuru için güzel bir adım atmış olur.

Özetle bu koşullarda yapılabilecek en iyi şey bebeğimizi fiziksel olarak salgından korumaya olduğu kadar zihinsel gelişimlerini olumsuz etkileyecek ekranlardan da korumaya çalışmak. Bunların yerini faydalı, geliştiren alternatifleriyle doldurmak.
Ve bu devir seçeneklerle dolu.